Diyabet Nedir ? Neden Görülmektedir ?

POSTED BY Dyt. Esma AKÇA | Oca, 31, 2013 |

Diyabet , pankreastan salgılanan insülin hormonunun hiç salgılanmaması veya yetersiz salgılanması oluşan metabolik bir rahatsızlıktır. İnsülin hormonu sayesinde sinirim sonrası kana geçen şeker doku ve organlara taşınır , başta beyin olmak üzere tüm organlarda kullanılır . Böylece hayatın devamı sağlanmış olur.

2 tip diyabet vardır:

Tip 1 DM ( diabetes mellitus) , insülin salgısının doğuştan veya sonradan ,tamamen kesilmesiyle karakterizedir. Her birey tip 1 Dm için adaydır , herhangi bir yaşta her bireyde ortaya çıkabilir. Tip 1 DM’li birey mutlaka dışarıdan insülin takviyesi almak zorundadır.

Tip 2 DM’de ise bireyin insülin salgılaması vücudun normal düzenini devam ettirebilmesi için yetersiz kalmaktadır. Tip 2 Dm için ise özellikle kilo problemi olan bireyler adaydır. İnsülin sekresyonundaki(salgılanmasındaki) bu bozukluk tan dolayı hiperglisemi(kan şekerinin yükselmesi)ye sebep olur , karbonhidrat , protein ve yağ metabolizması bozulur.

İnsülin yokluğunda  glikoz kanda birikir, kan damar çeperlerini tahrip ederek vücuda zarar verir.  Kanda glikoz birikimi ; dolaşım bozukluğuna , kalp ve damar hastalıklarına ve görme kaybına yol açabilir.

Özellikle obezite ve yetersiz egzersiz durumları sonucunda dünyada milyonlarca kişi Tip 2 DM hastasıdır. 2000 yılı itibariyle 170 milyon  kişinin diyabet hastası olduğu bilinmektedir. TURDEP-II(‘Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve  Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-II)’ye göre ise Türk erişkin toplumunda diyabet  sıklığının  %13.7’ye ulaştığı görülmüştür ve . TURDEP-I’le karşılaştırıldığında Türkiye’de diyabetin 1998 yılına göre  yaklaşık olarak 5 yaş daha erken başladığı düşünülebileceği rapor edilmiştir.

Diyabetin tanısında kullanılan ADA ( Amerikan Diyabet  Cemiyeti) ve WHO( Dünya Sağlık Örgütü) tarafından kabul edilen kriterler :

  1. Açlık kan şekeri ≥ 126 mg/ dL olması,
  2. Diyabet semptomları ; çok sık tuvalete çıkma (idrar), çok su içme , çok yemek yeme , açıklanamayan ağırlık kaybı  ve rasgele kan şekerinin ≥200 mg/dL  olması,
  3. Oral glikoz tolerans testi (OGTT) sırasında , 2. Saat plazma glikozu ≥ 200 mg/dL olması,
  4. HbA1C ≥ %6.5 olması

Bu kriterlerden sadece bir  tanesi bile tanı için yeterlidir.

Bu kadar ciddi bir profili olan rahatsızlığın tedavisindeki en önemli basamak beslenmedir. Beslenme tedavisi sırasındaki en önemli amaçlardan biri de diyabetliyi eğitmek ve hayatı boyunca nasıl beslenmesi gerektiğini öğretmektir.

Dyt. Esma AKÇA

TAGS : diyabet diyet insülin obezite Sağlıklı beslenme